Prof. Dr. Abdullah ÖZBEK

Prof. Dr. Abdullah ÖZBEK
KARANLIK BASINCA...

Mehmet ÖZMADEN

Mehmet ÖZMADEN
GELENLER RUS, İNGİLİZ, FRANSIZ OLSA İDİ

Ahmet YENİN

Ahmet YENİN
ÜNYE'DE, GÖRMEDEN YAZIYORLAR!

Şenol DENİZ

Şenol DENİZ
KALPTEN GELEN SÖZ

İsmail SEZGİN

İsmail SEZGİN
LİYAKAT ...

Zeki ORDU

Zeki ORDU
MUHATAP KİM

Ünye'de, Görmeden yazıyorlar!

Facebook'ta Paylaş
Hayali ilaç yazımı ile elde edilen haksız kazancın ve soygunun önüne geçilebilmesi için çıkarılan, yeni yasa ile bundan sonra hastayı görmeden doktor asla ilaç yazmayacaktı.

Devlet soyulmayacak, soydurulmayacak. Güya bu yeni yasa ile geçmişte yaşanan ve yaşatılan ilaç ahlaksızlığına dur denecekti!

Ama her ne hikmetse Ünye bu yasadan bihaber olacak ki Ünye Bir Nolu Sağlık Ocağı’nda doktor, hastaları görmeden sadece bir tek vatandaşa değil, bir eczaneden genç bir çalışan tarafından getirilen birkaç sağlık karnesine birden ilaç yazdı!

Hem de bütün bu olanlar, 10 dakikalık zaman dilimi içerisinde yaşandı.

Çünkü kanun tanımazlar ve haddini bilmezler, Ünye’de dün olduğu gibi bugünde işbaşındalar. Kanunsuzluklarına eski tas eski hamam misali, utanmadan arlanmadan, kaldıkları yerden aynen devam ediyorlar.

Kısacası Ünye’de bazı doktorlar, hastaları görmeden, önlerine kaç tane karne konursa konsun, bütün karnelere, karneyi getirenin talebi doğrultusunda ilaç yazıyorlar.

Bu vurdumduymazlık ve başıboşluk Ünye’de birçok alanda var. Sağlık alanında daha çok var. İşte Ünye Bir Nolu Sağlık Ocağında, 25 ağustos 2009 Salı günü, göz göre göre yaşananlar, bunu açık seçik göstergesidir.

Alenen görülmüş ve belirlenmiştir ki, sanki Ünye devlet tarafından bilerek ve isteyerek ne halin varsa gör dercesine sahipsiz ve başıboş bırakılmış. Kendi başına buyruk bir ilçe durumuna düşürülmüştür.

Ünye’de kim ne yaparsa yapsın, bugüne kadar yaptığı, yapanın yanına kar kalmış olmalı ki, aynı kanunsuzluklar, ardı arkası kesilmeden dün olduğu gibi bugünde alenen yapılmaya devam ediliyor.

Bütün bu olumsuz gidişatın yanında, Ünye’de hiç mi iyi giden bir şeyler iyi görev yapan hiç kimse yok. Hayır, var ama iyiler ve iyi iş yapanlar bir elin beş parmağını geçmediği için, bunlarda mevcut kanunsuzların gölgesinde kayboluyorlar.

Türkiye’de 81 il var. 850 dolayında ilçe var. Bir o kadar da belde var. Biz ülke genelindeki sayısı 850 dolayında olan ilçelerden, hem birinci sınıf, hem de siyasi ağırlığı olan ilçe Ünye’de yaşıyoruz.

Dolayısıyla Ünye’de yaşayanlardan ve yaşananlardan başta kendi vicdanımıza olmak üzere ülkemize ve bizlerin huzur ve güveni için çıkarılmış yasalara karşı sorumluyuz. Yasa böyle emrediyor, akıl da böyle uygulanmasını öngörüyor!

Ülkede olduğu gibi Ünye’de doğru yapılanları akıl sahibi insan olarak takdir edeceğiz. Yanlış yapılanlar var ise, buna bizzat tanık olmuşsak, bu yanlışlıkları da, hukuk devleti olan ülkemizin ve birlikte yaşadığımız Ünye’nin başta mülki idare amiri olmak üzere, silsile yolunu takip ederek, ilgili kurum amirine bir şekilde bildireceğiz ki doğruyu ve güzeli birlikte yakalayalım. Bunu böyle yapmak, akıl sahibi bütün insanların asli görevidir.

Ama nerde! Herkes benim işim görülsün! Bana doktor, hastamı ustamı sormak yerine, karneme benim istediğim ilaçları yazsın. Eczacının işçisiyle gönderdiği birden fazla karneye eczacının talep ettiği ilaçları yazsın gerisi hiçte önemli değil diye düşündüğümüz için, yasa masa dinlemiyor, kendi işimizin gayri resmi yoldan da olsa yapılmasına bakıyoruz.

Bu nereye kadar böyle devam eder, orasını önce tabi’i ki Allah bilir. Ama bu çirkin işin sonu nereye varır kişilerde çok iyi bilir!

Evet, saygıdeğer okurlar, mahkemede dayısı olmak diye, herkes ve her kesim insan tarafından ne manaya geldiği gayet iyi bilinen bir özdeyişimiz var.

Yasalar ne kadar ağır cezaları kapsar ise kapsasın, imam bildiğini okur misali, kargadan başka kuş tanımaz ve kendini bilmez, sorumsuz doktorlarımız ve sağlık görevlilerimiz Ünye’de dün olduğu gibi bugün de var.

O sorumsuzlar, Ünye’de sağlık adına her şeyden sorumlu olan ve Sağlık Grup Başkanlığı’nın da aynı binada olduğu Ünye Bir Nolu Sağlık Ocağı’nda,bu yasayı eskiden olduğu gibi, bugün ve hala istedikleri zaman, adamına ve eczacısına göre davranarak menfaat emin etmeye devam ediyorlar.

İşte yukarıda anlattığım bu yanlışlığın Ünye kanadında ve 10 dakikalık bir zaman dilimi içerisinde, bizzat tanık olduğum olayı siz saygıdeğer okurlarımla paylaşarak, ilgililerin bilgisine sunmak istiyorum.

Günlerden 25 Ağustos 2009 Salı, Saat 14.50. Yer, çalışan yardımcı sağlık personelinden büyük çoğunluğunun sözde siyasilerin tanıdıkları ve yakınları başta olmak üzere, hastanelerin iş yoğunluğundan ve nöbetinden kaçan bazı doktor eşleri ile yardımcı sağlık personelinin yığınla dolu olduğu Ünye Bir Nolu Sağlık Ocağı.

Muayene yapılan ofisin kapısı açık. Doktor bey, yanında yer alan yardımcı personeli hemşire hanımla, gelen hastaların kayıtlarını ve muayenelerini yapıp ilaçlarını yazmak için masada yerlerini almışlar. Dışarıda ve koridorda hasta yok denecek kadar az.

Hemşire hanım, kayıtlı hastaları sırası geldiğinde, amiri olan doktor beyin yanında, amir memur, yani ast üst görüntüsünden ziyade kırk yıllık arkadaşlar gibi ayak ayak üzerine atmış, gayet rahat bir şekilde hastaları içeriye muayeneye davet ediyor.

Buraya kadar, iş ciddiyeti ve disiplini adına büyük bir lakaytlık olmasına rağmen, eh burası Türkiye dedirten şekilde işlerin ağır aksak yürüdüğü söylenebilir.

Bu benim Ünye Bir Nolu Sağlık Ocağı’nda, saat 14.50’den, 15.00’a kadar kaldığım 10 dakikalık zaman dilimi içerisinde bizzat tanık olduğum olumsuzluklar. Dışarı da hasta ve yakınlarının fazla olduğu gün ve saatlerde neler, nasıl yaşanıyor, orasını Allah bilir!

Neyse, ilk hasta yakını Ünye merkez camilerimizin bir tanesinden emekli din görelisi Müezzin T. Y. Bey, önce Doktor A.B. beye direkt olarak, hocam annem 80 yaşın üzerinde, yürüme zorluğu çekiyor, sürekli kullandığı şu notta yazılı ilacı ve ayrıca bir tane de ağrı kesici ilaç yazdırabilirmiyim dedi.

Doktor yanında kırk yıllık arkadaşı gibi oturan hemşire hanıma kayıt yaptırdı. İlaç yazıldı ve hasta yakını ofisten çıktı. Haydi, bu din görevlisi vatandaşa olmaz ya, annesi yanında olmadan, talebi doğrultusunda karnesine iki ilaç yazıp gönderdiniz.

Ardından, hemşire hanımın önündeki kayıt defterinde da kayıtlı olmadığı için çağrılmasına gerek olmayan ve o saatte sağlık ocağına gelen ikinci kişi 18 yaşlarında bir delikanlı girdi içeriye.
Beni “T” Eczanesinden eczacı bey gönderdi. Siz tanıyormuşsunuz kendisini, bana öyle dedi. Sen kimsin delikanlı diye soran Doktor A.B.’ye, ben “ T” Eczanesinde çalışıyorum.

Bu karnelere iliştirilmiş olan küçük not kâğıtlarında yazılı (bunlar bir hekim tarafından yazılmış resmi reçete falan değil. Sıradan not kâğıtları) İlaçları yazacakmışsınız, demesi üzerine hemşire hanım karneleri alıp derhal kayıt etmeye başladı.

Doktor A.B. Bey’de karnelerin sende ne işi var. Hastalar kendileri gelemiyorlar mı diyeceği yerde, kendisine uzatılan sağlık karnelerini alarak, hastaları muayene etmiş gibi karnelerin üzerine iliştirmiş not kâğıdına adları yazılmış ilaçları bir güzel yazdı.

Doktor A.B. ortada karnesi olup kendisi veya hasta yakını dahi olmayan, “T” Eczanesinden çalışanla gönderilen birden fazla sağlık karnesinin üzerine iliştirilmiş küçük not kâğıtlarındaki ilaçları bugüne kadar olduğu gibi bütün bu olumsuzlukların devlete ve millete verdiği zararlar göz önüne alınarak çıkarılan yasalara rağmen, hala hiç korku ve kuşku duymadan yazabiliyor ve yanında görevli olan devletin bir başka yardımcı hemşiresi veya sağlıkçısı buna göz göre göre, göz yumuyorsa, biz sade vatandaşlar ne yapalım, nasıl yapalım da bu ve benzeri ahlaksızlıklardan ülkemizi ve insanlarımızı kurtaralım.

Kanunları uygulamakla görevli seçilmiş ve atanmış yetkililer, bile bile göz göre göre, kanunsuzluğa çanak tutarlar ise, işlerinin bir an evvel görülmesine alıştırılmış bu hazırcı millet ne yapsın, nasıl yapsın!

Ülkenin, Ünye’nin ve insanlığın yüz karası olmuş, sağlık alanındaki bu vurdumduymazlığa, kanunları uygulamakla görevli doktor hemşire ve ilgililer çanak tutmaya devam ederse, biz bu ve benzeri pisliklerden Ülkeyi, Ünye’yi ve insanları, nasıl kurtaracağız diyor, saygılar sunuyorum.
Ahmet YENİN
editor@karadenizhaberpostasi.com

[ Önceki Sayfa ]

Bu köşe yazısı için 2 yorum yapılmıştır.

  1. Mesut Eken
    3 Eylül 2009 Perşembe 22:02

    sabahları gelde gör hasta varmı yokmu birde ögleden sonra saat 1:00 ahmet bey sallaması kolay ama o senin dediğin bir çok sey burda dönüyor ama çok abartmıssın

  2. Ali Kartal
    7 Eylül 2009 Pazartesi 16:23

    sayın ahmet yenin muhtar seçilemedikten sonra acayip agresifleşti..sayın yenin birazda kendi kusurlarını gör.millete tepeden bakarsan öyle bir tokat yersinki sesi kastamonudan duyulur.

Köşe Yazısına Yorum Yap